Bu günleri de mi görecektik ey İnönü, ey Türk halkı, bu çocukların senin kemiklerini sızlatmasına kim neden oluyor kim??
İsmet İnönü Evet Diyecekmiş, Hatta AKP’ye Geçecekmiş!
Bu içerik 8th Eylül 2010 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: acı, cahil gençlik, evet, hayır, ismet inönü, referandum, tayyip
'Blogcular Olarak GDO'YA Karşıyız' Kampanyası
Bu içerik 7th Kasım 2009 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: enes subaşı, gdo, Haber, millet, sağlık, yaşam
Dünyanın en yaşanabilir bölgesinde, tarımın en müsait yerinde bir ‘köprü‘ niteliğinde ülke.Peki ama konumumuzun değerini biliyor muyuz?…
GDO’lu ürünler bir süre önce haber bültenlerine bomba gibi düştü.Bir Amerikan firmasının Türk milletvekillerini kral gibi ağırlamaları sonucu GDO’lu ürünlere izin verilmesi gündeme sızdı…
Türkiye GDO’lu ürünlerin ülkeye yeni gireceğini, ne yapacaklarını, nasıl GDO’lu olup olmadığını anlayacaklarını tartışırken, gündeme bir olay daha girdi.Meğersem, 1990′lı yıllardan beri GDO’lu ürünler soframızdan düşmüyormuş…
GDO birden Domuz Gribi’nin ardından gündemin 2. sırasına yerleşti.Herkes GDO’yu konuşur oldu.Avrupa GDO’lu ürünleri kaldırmaya hazırlanırken biz, GDO’lu ürünleri almayı kabul ettik.Halkımızın sağlığını hiç düşünmeden hemde…
Hiç düşündün mü Tayyip oysa…
Hiç düşündün mü 550 milletvekiki…
Hiç düşündün mü onlarca bakan…
Bu topraklarda hem kendi ihtiyaçlarını hemde ihracatını yapabileceğini düşünemediniz mi?Asırlardır bu bölgenin kaç uygarlığın sahiplenmek için binlerce şehit verdiğini hiç düşünemediniz mi?Siz bu toprakları harcayın gitsin değil mi yani?Çürüsün topraklarımız güzel mi böyle?Plansız fabrikalaşmayı önlemeyin, en verimli yerlere, fabrikalar dikmelerine izin verin, halkın vergilerini heykellere, yatlara, stadlara harcayın.Oldu mu böyle?…
Eğer dediklerime katılan blogcu arkadaşlarım varsa, bu logoyla beraber düşüncelerini dile getirebilirler.Büyük bir yankı uyandırabiliriz.Televizyonlar, gazetelerde değiştirmesinler gündemi.Bu Türkiye milleti için çok büyük bir karar.Bu taslak kabul edilirse hepimizin sağlığı çocuk oyuncağıymış gibi oynanacak.Siz buna izin vermeyin…
GDO’suz günlerde görüşmek üzere…
Sonunda "Çocuk" Cem Garipoğlu Teslim Oldu
Bu içerik 17th Eylül 2009 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: cem garipoğlu, cinayet, çocuk, dava, idam, münevver karabulut

Cem Yakalandı Ama Olan Yine Münevver'e Oldu..
(Yazmakta biraz geciktim..)
197 gündür kırmızı bültenle aranan Münevver Karabulut’un katil zanlısı, 17 Eylül 01.30′da avukatını aradı ve teslim olmak istediğini söyledi.Arabada çok acıktığını belirten salak Cem sucuk ekmek istedi ve, 2 sularında İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teslim oldu.
Cem “çocuk” olarak davaya katılacak ve, bir yetişkene göre daha az hapis yatacak.Aslında en doğrusu keseceksin bunların kafasını kardeşim..
Bundan sonrası çok heyecanlı olacak sanırsam, Cem’e kemik yaşı testi yapılacak, dava olacak, hapise girecek.Oooo daha çok iş var.Münevver Karabulut, Süreyya Karabulut ve Cem Garipoğlu bir süre daha gündemden düşmeyecek.
Cem “Keşke o değil ben ölseydim, o değil.Çok pişmanım” demiş.Sen şükret haline ki Türkiye’de yaşıyorsun.Başka bir ülkede olsaydın, bir hafta içinde kafan uçardı!…
Bu arada cinayet anı sorulduğunda sinir krizi geçirmiş çocuğumuz…O masum kızın kafasını keserken düşünmedin tabii.Şimdi bir genç kızın hayatını elinden aldın, aynı zamanda kendi hayatınıda çöpe attın.Hiç yurt dışınada çıkmamış.Demekki ,yardım aldı Garipoğlu’lardan..
"Tüm İnsanların Kökeni Türkiye"
Bu içerik 14th Eylül 2009 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: dünya, enes subaşı, türkiye

İnternette gezinirken şu haberi buldum, aynen aktarıyorum;
Dünyadaki tüm insanların Türklerden geldiğini söylüyorsunuz. Sizi bu konuda bir araştırma yapmaya yönelten şey neydi?
Yıllar önce İsraillilerin Filistinlilere yaptığı kötü muamele sebebiyle çok üzülmüştüm ve bu insanların bir türlü paylaşamadığı kutsal toprakların tarihi ve buradaki dinlerin kökenleri üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımı bir yandan da yazıyordum. Araştırma ilerledikçe her şey beni önce Hindistan’a, daha da derinleştiğindeyse Hindistan’ın kuzeyine götürdü. Elimi neye atsam önünde sonunda her şeyin kaynağı olarak karşıma Türkler ve coğrafya olarak da Türkiye ve Orta Asya çıkıyordu. Zira dikkatle incelediğimde Eski Ahit (Kitab-ı Mukaddes’in ilk bölümünü oluşturan, Tevrat ve Zebur’u da kapsayan 39 kitap) ve İncil’de İsrail’den bahsedilmediğini gördüm. Kutsal kitaplarda bahsedilenler aslında Türkiye ile bağdaşıyordu. Nuh’un Gemisi efsanesi, Büyük Tufan… hepsinin kökeni Türkiye ve Türklere dayanıyordu. Bu da bana şunu gösteriyordu: İnsanlığın başladığı yer Türkiye idi. Biz insanlar tüm uygarlığın atası olarak Sümer, Yunanistan, Mısır ve Çin’i görmeye yanlış bir şekilde şartlanmışız.Peki, nasıl oluyor da Türkler tüm insanlığın atası oluyor?
Birkaç bin yıl önce Kuzey Kutup bölgesinde bir cennette, bolluk içinde yaşayan ileri derecede uygarlaşmış bir halk vardı… Dünyadaki bütün dinler hangi ulusa ait olursa olsun insanlığın beş kökensel ırkı olduğunu söyler. Bu beş ırka Kurus, Krishti ya da Krishtaya deniliyordu. Yaşadıkları yere ise Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Aden denir. Hindular buraya Uttura Kuru adını verir. Eski Yunan tarihçileri ve mitolojisi ise buraya Hiperborea olarak göndermede bulunur. Tibetli Budistlar ise Khedar Hand (Tanrı Şiva’nın ülkesi) ve Şambala der. Aynı zamanda buraya Tanrı Şiva’nın toprakları anlamında Sivariya ve Sibirya da denmektedir. Yeni ilk insanların yaşadığı cennet bahçesi Sibirya bozkırlarıdır. Buradaki ilk insan olan Adem (İngilizcedeki yazılışıyla Adam) Türk dilinde ‘insanoğlu’ anlamında kullanılır. Nitekim buradaki yüksek zeka ve uygarlığa sahip ari ırk (aryan) Türk’tür. Türkler’in kendilerinden Kıpçaklar, Kurular ya da Aryanlar diye bahsetmesi de bunun kanıtıdır. Ancak pek çok farklı din ve mitolojide geçtiği üzere bu insanlar lanetlenip bir doğal felaket yaşar, dünya ekseninde meydana gelen ani bir sapma ile yaşadıkları yer donmuş, büyük seller olmuştur. Şimdi adına Türkler dediğimiz Kurular güneye, Orta Asya’ya kaçmak zorunda kalmıştır. Bu anlatılan Büyük Tufan’dı. Nuh ve insanlığın soyunu devam ettiren oğulları da işte bu kökenden geldi yani Türk’tü. Nuh’un gemisinin karaya oturduğu Ararat Dağı’nın Türkiye’deki Ağrı Dağı olduğu inancı da bunu kanıtlıyor. Böylece Türk soyundan gelen insanlık Türkiye’ye ve aşağıya Mezopotamya ve Hindistan’a dağıldı. Dolayısıyla Sümerler, Hititler, Iraklılar, Kürtler, Hintliler, Mısırlılar hepsi aslında Türk’tü. Kuzey Kutbu’ndan aşağı inerek Kuzey Avrupa’ya İsveç, Finlandiya, İngiltere’ye ve tüm dünyaya yayıldılar. Bugün herkes kendi neslinin izlerini Türklere dek sürebilir.Buna kanıt olarak neleri gösterebiliyorsunuz?
Dünyanın her köşesinde kullanılan dilden inançlara ve tanrı isimlerine kadar her şeyin dil olarak aynı kökenden geldiğini görebilirsiniz. Bu tüm dinlerin, dillerin de tek bir kaynaktan çıktığını gösteriyor: Türklerden! İngiltere’den, Finlandiya’ya insan isimlerinden yer isimlerine Türkçe kökenli kelimelere rastlayabilirsiniz. Finlandiya’da Kırkpınar diye bir yer var! Urdu dilinde binlerce Türkçe kelime var. Hintlilerin Kutsal Kitabı Mahabharata aslında Türklerin tarihlerini anlatıyor. Yunanlıların büyük tanrısı Zeus’un ismi de Türkçe. Kudüs, İsa gibi kelimelerin kökeni de aslında Türkçe ve dahası bu bahsedilen yerler de aslında İsrail’de değil Türkiye’de İsa da bu topraklarda yaşadı. Öte yandan yakın tarihte Keltlerin (İrlandalılar, Galiler, İskoçyalılar) DNA’sı incelendi ve Altay’dan geldikleri kanıtlandı. Vikingler, Finikeliler ve İtalya’nın Roma İmparatorluğu’ndan yıllar önce burada yaşayan ve Roma’nın kurucuları sayılan yerli halkı Etrüskler de Türk’tür. Estrüskler’in DNA’larının Türklerinkiyle yüzde 97 aynı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.Kızılderililer de Türk’tür
Amerika’daki Kızılderililerin de Türk olduğu sıkça dile getirilen bir iddiadır….
Evet, Kızılderililer Türk’tür, bunu kendileri de söyler. Kültür ve geleneklerindeki benzerlik aşikar. Özellikle Amerika’da Türk soyundan geldiğini söyleyen Meluncanlar’dan olan Cherokee’ler Türkiye ile bugün çok yakın ilişkiler içindedir.Bu iddialarınızı dünyanın pek çok yerinde dile getiriyorsunuz. Peki, nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Önceleri herkes bana gülmüştü ama şimdi durum değişiyor. Amerikanın yerli halkları, Kızılderililer, Meksikalılar bu teze çok pozitif tepki veriyor. Çoğu kabul de ediyor. Ancak ABD’deki Amerikalıların veya İngilizlerin pek hoşuna gitmiyor.Dünya bunu kabul etse ne olur sizce?
Hepimizin kardeş olduğuna inanmak insanlığın sahip olduğu tüm sorunlar ve huzursuzluk çözüme ulaşır. Dünya daha iyi bir yer olur.Amerika’yı Türkler keşfetti
‘Amerika kıtasındaki pek çok yer ismi aslında Türkçe kökenli. Meksika’daki Teotihuacan kalıntıları aslında Türkçe olan Tea (tanrı)+ Tiwa (Bir Türk boyu olan Tuvaların bugün bir cumhuriyeti de vardır) + Han (krallık anlamına gelen Türkçe kelime) kelimelerinden türemiştir. Peru’daki Karal kalıntılarındaki piramitler Mısır’dakilerden daha eskidir ve Türkçe’de ‘hükümdar’ anlamına gelen kral kelimesinden türemiştir. Meksika’da bugün de Türkçe kökenli birçok kelime kullanılıyor. Örneğin dağ/tepelere Meksika’da tepek deniliyor Atatepek, Çapultepek isminde şehirler bulunuyor. Havasu diye bir yer bile var. İspanyollar Meksika’ya ilk geldiklerinde Aztek’lere hangi tanrıya inandıklarını sorduğunda onlar ‘İnana’ cevabını vermişti. Bu Antik Sümer’de de bir tanrıçanın adı. Yani Sümerler ile Aztekler aradaki onca mesafeye, okyanusa rağmen aynı adlı tanrıya inanıyor. Dahası Meksikalılar da Hintliler de Türkleri aynı kelimeyle ‘Karaskus’ diye adlandırıyordu. Demek ki Amerika’yı İspanyollar değil, önce Türkler keşfetmişti. Sonuçta bunlar gibi sayısız örnek şunu gösteriyor: Dünyanın her köşesindeki bütün uygarlıklar Orta Asya’dan geçmiş ve her yerde ortak olarak karşımıza çıkan din, dil, kültür ve inanışları buradan tüm dünyaya taşımıştır.’
Reenkarnasyon Gerçekten Var Mı?
Bu içerik 2nd Eylül 2009 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: 21, abd, ekolay.net, Enes, enes subaşı, james huston, japonlar
A.B.D’nin Louisiana eyaletinde doğan James Leininger 2 yaşına kadar arkadaşları kadar normal bir çocuktu.Fakat 3 yaşına basmasına haftalar kala gördüğü kabuslardan “Uçak alev aldı!Düşüyorum” diyerek uyanmaya başladı.
Kabuslarında James Huston adlı bir pilot olduğunu gören küçük James, “Jack Larsen, Natoma, Corsair, küçük adam” diye sayıklanıyordu. Küçük çocuk, bir gün oyuncakçıda gördüğü uçak için “Bu bir Corsair” dediğinde annesi Andrea bir şok geçirdi.
James’in kabuslarında uçağının Japonlar tarafından vurulduğı, alev alıp düştüğünü gördüğünü anlatınca annesi James’in 2. dünya savaşında ölen bir pilotun reenkarnesi olduğuna inanmaya başladı.Fakat babası ikna olmadı ve uçağın kalktığı yeri sordu.James hiç düşünmeden Natoma dedi.
Natoma, 2’nci Dünya Savaşı’nda kullanılan bir uçak gemilerinden birinin ismiydi. Küçük çocuk birkaç hafta sonra bir kitapta Japonya’da Japon ve ABD’li askerlerin karşı karşıya geldiği Iwo Jima adasının resmini gördü ve babasına “İşte uçağım burada düştü” dedi. Jack Larsen ise onun en yakın arkadaşı olan bir başka pilottu.
Bruce, oğlunun hikayeyi uydurduğunu kanıtlamak için Jack Larsen’i bulmaya karar verdi. Natoma gazilerinin toplantılarına katıldı ve nihayet Larsen’i buldu. Ancak acı gerçeği ondan öğrendi. 1945’teki Iwo Jima Savaşı’nda yalnızca bir ABD’li pilot ölmüştü ve o da terhis olmadan önce son görevine giden 21 yaşındaki James Huston’du.
Huston’un uçağı Japonlar tarafından vurulmuş ve aynı oğlunun anlattığı gibi alev alarak okyanusa çakılmıştı. Bruce James’in yaşayan son akrabası 84 yaşındaki kardeşi Anne’i buldu ve oğluyla bir araya getirdi. Anne 2 yaşındaki çocuğun anlattıklarını dinledikten sonra büyük bir şok geçirdi ancak onun kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inandığını söyledi. Leininger ailesinin yazdığı ve James’in hikayesini anlatan “Soul Survivor” adlı kitap ABD’de satış rekorları kırıyor
(ekolay.net|Düzenlenerek alınmıştır.)
Enes’in Yorumu: Bence çocuk birinden bu olayı duydu ve bilinçaltına işledi.Ben reenkarnasyona inanmazdım fakat, bu olay gerçekten çok garip.Büyük ihtimal bu bilgileri başkasından öğrendi…
Kedilerin El Emeği, Göz Nuru Sitesi Yayında!
Bu içerik 25th Haziran 2009 tarihinde enes39 tarafından Haber kategorisine eklenmiştir.Etiketler: kedi kardeşliği

KediKardeşliği
Blogumun kardeşlerinden Çiğdem paticik.wordpress.com alan adını bırakıp www.kedikardesligi.com’a kendi domain adına taşındı.Onu buradan tebrik ediyorum..
Kedi sahipleri için eşsiz bir kaynak olan www.kedikardesligi.com kedilerin sağlıksal sorunları, kedilerin ırkları, bir kaç hikaye, hayvanların hakları, veteriner hekimleri gibi konular bahsediliyor..
Site ayriyetten kayıp kediler için ilan verebiliyor, yada kedisini vermek isteyenlerin yardımına koşuyor.Sahipleri bilgilendiriyor.
Kısacası kedileri yakından tanımak isteyenler buraya tıklayabilirler..








