Ramazan geldi çattı hatta, 3 gün oruç tuttuk bile, 4. güne hazırlanıyoruz (sen okuduğuda belki son gün olacak
, belkide çoktan bitmiş). Zoruyla, iyisiyle kötüsüydü, 3 gün geçti, 26 gün kaldı. Bu günler nasıl geçecek bilmiyorum, Allah, en başta sevdiklerim olmak üzere tüm Müslüman kullarına yardım etsin, hele ki yazın sıcakların doruğa ulaştığı şu günlerde.
Åžimdiye kadar hiç acıkmadım -her zaman ki gibi-, sadece susadım, susadım ve yine susadım. Ağız kuruyor resmen yahu, Sahra Çölü gibi. Arabistan’ı düşünemiyorum ÅŸimdi, bizden daha kötüleride var.
Dedim ya, ben yazıyı yazarken 3. gündü, komşularımızla birlikte parka gittik ve ben her zamanki bir elimin çekirdekle kavgasını, diğer eliminde çocuğun salıncağını itelemesini vasat bir keyif ile
seyrediyor ve ÅŸu an evde Nescafem ile film fantezisi yapabileceÄŸimi hayal etmekten ötesini gerçekleÅŸtiremiyordum. 4 yaşını bitirmiÅŸ izlemini veren bir sevimli kız çocuÄŸu geliyor, salıncaÄŸa uzanıyor, ama ayakları yetmiyor, ‘anne,anne’ diye baÄŸrınıyordu. Orda da anne olacak sorumsuz, arkadaşıyla sıkı sohbette, arkadaşına boÅŸver ’15 dakika sonra giderim’ diye zırvalıyor, ama oturduÄŸu yerde 1 milimetrelik bile bir oynama olmuyordu. ÇocuÄŸa dedim ben sallayım seni, ben annemi istiyom, diyor bana. Haklıda. Anne olacak kadın geliyor, zırvalama yaw, parkta oynayasın diye getirmedik seni dünyaya (!!), diyor ben küplere biniyordum, iki el dokundurdu ve gitti.
İnÅŸallah, baÅŸka insanlar böyle yapmaz, yazık bu çocukların sana bağımlı olmayan birer ruhları var, onlarında istekleri var ve senin egonu tatmin etmek için yaptığın fiilden dolayı büyük ihtimalle bu dünyada. Allah, tüm anneleri doÄŸru yola göndersin, bizlere kolaylıklar saÄŸlasın, amin…